Anayasa Mahkemesi‘nin yayımladığı iki yeni karar, OHAL döneminde kamu görevinden çıkarılan kişilerle ilgili dikkat çeken değerlendirmeler içerdi.
Mahkeme, “Garson” kod adlı gizli tanıktan elde edildiği iddia edilen kodlama verilerinin tek başına kesin delil sayılamayacağına hükmederken, bu tür bilgilerin ancak başka delillerle desteklenmesi halinde hukuki sonuç doğurabileceğine işaret etti.
AYM’nin kararları, kamu görevinden çıkarma işlemlerinde kullanılan kodlama verilerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin önemli ölçütler ortaya koydu. Mahkeme, yalnızca şüphe oluşturan bilgilerin tek başına yeterli kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Mahkeme, veri inceleme raporlarında yer alan kodlama bilgilerinin tamamen değersiz kabul edilemeyeceğini belirtti. Ancak bu bilgilerin otomatik olarak kesin delil niteliği taşımadığını da açıkça ortaya koydu.
Kararda, kodlama verilerinin en fazla ilgili kişi hakkında kamu makamları açısından bir şüphe oluşturabileceği ifade edildi.
ŞÜPHE TEK BAŞINA YETERLİ SAYILMADI
AYM’ye göre bu şüphenin hukuken sonuç doğurabilmesi için verilerin doğruluğunun ve tutarlılığının ortaya konulması gerekiyor. Ayrıca bilgilerin denetlenebilir olması, gerektiğinde veri analiz raporlarıyla desteklenmesi ve başka delillerle güçlendirilmesi şartı aranıyor.
Mahkeme, ilgili kişinin savunmalarının da etkili şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
MEHMET EMİN OKYAY DOSYASINDA İHLAL KARARI
AYM, Mehmet Emin Okyay başvurusunda yalnızca “EA” ve “ETÜD: 2015/1” kodlamalarına dayanılarak iltisak ve irtibat değerlendirmesi yapılmasını yeterli bulmadı.
Mahkeme, bu kodlamaları doğrulayacak araştırmaların yapılmadığını, veri analiz raporlarının dosyaya getirtilmediğini ve başvurucunun itirazlarının etkili şekilde karşılanmadığını tespit etti.
Bu nedenle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
TANIK BEYANI SONUCU DEĞİŞTİRDİ
Doğan Doğan başvurusunda ise farklı bir değerlendirme yapıldı. Mahkeme, kodlama bilgisinin yanında tanık beyanlarının da bulunduğunu dikkate aldı.
Bu nedenle somut olayda iltisak ve irtibat değerlendirmesinin ilgili ve yeterli gerekçelerle desteklendiği sonucuna ulaştı.
AYM’DEN İDARE VE MAHKEMELERE MESAJ
Kararlarda ortaya konulan temel ilke, kamu görevinden çıkarma gibi ağır sonuçlar doğuran işlemlerde soyut kanaatlerin ve genel şüphelerin yeterli sayılamayacağı oldu.
Mahkeme, idari ve yargısal makamların her olayda kişiselleştirilmiş, objektif, denetlenebilir ve somut gerekçeler ortaya koyması gerektiğini vurguladı.
HUKUK DEVLETİ VURGUSU
AYM, asıl meselenin yalnızca kamu görevinden çıkarma işlemi olmadığını belirtti. Kararda, bu işlemlerin hangi delillerle, hangi usul güvenceleriyle ve hangi gerekçelerle tesis edildiğinin hukuk devleti ilkesi açısından belirleyici olduğu ifade edildi.
Mahkeme, Garson kodlama verilerine dayanan dosyalarda yargısal denetimin şekli değil, gerçek ve etkili olması gerektiğinin altını çizdi.
DELİLİN VARLIĞI KADAR GÜVENİLİRLİĞİ DE ÖNEMLİ
Kararlarda, bir delilin sadece var olmasının yeterli olmadığı vurgulandı. Delilin güvenilirliği, doğrulanabilirliği, denetlenebilirliği ve kişiye karşı hangi yöntemle kullanıldığının da adil yargılanma ve özel hayata saygı hakkı açısından belirleyici olduğu belirtildi.