Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, iki yılı aşan tutukluluk süreçlerinde ulusal mahkemelerin aynı gerekçeleri tekrarladığını belirledi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Karasu ve Diğerleri/Türkiye kararında 43 başvurucu hakkında özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Karar, Gülen cemaati üyeliği ve darbe teşebbüsüne iştirak iddiasıyla tutuklanan asker ve polislerin uzun süreli tutukluluk süreçlerine ilişkin değerlendirmeleri içerdi.
Başvurucuların büyük bölümü olay gecesi görev başında bulunan farklı rütbelerdeki askerlerden oluşurken, bazı başvurucular ise görevdeki veya eski polis memurları olarak dosyada yer aldı.
TUTUKLAMA GEREKÇELERİ DOSYAYA GİRDİ
Başvurucular hakkında verilen tutuklama kararlarında darbe teşebbüsünün planlanması veya yönetilmesi, TBMM, MİT yerleşkesi ve TRT gibi stratejik noktaların ele geçirilmesine katılım, savaş uçakları, helikopterler ve askeri gemilerin kullanılması gibi iddialar yer aldı.
Dosyalarda ayrıca birliklerle birlikte hareket etme, darbe faaliyetlerine yardım etme veya kolaylaştırma suçlamaları da tutuklama gerekçeleri arasında gösterildi.
İTİRAZLAR SONUÇ VERMEDİ
Başvurucular tutukluluk kararlarına karşı çeşitli itirazlarda bulundu. Ancak yapılan başvurular kabul edilmedi. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurular da farklı tarihlerde kabul edilemez bulunarak reddedildi.
Dosyalardaki tutukluluk süreleri iki yıl ile dört buçuk yıl arasında değişti.
AİHM İNCELEMEYİ İKİ AŞAMADA YAPTI
Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrası kapsamındaki değerlendirmesini iki ayrı döneme ayırdı. İlk aşamada başvurucular hakkında makul şüphenin bulunduğu sonucuna ulaşıldı.
AİHM, soruşturmanın devam etmesi, güvenlik görevlisi olmaları, delil karartma ve kaçma ihtimali gibi gerekçelerin ilk dönemde ilgili ve yeterli kabul edilebileceğine karar verdi.
OHAL SONRASI DÖNEMDE TABLO DEĞİŞTİ
Mahkeme, olağanüstü hal uygulamasının sona ermesinin ardından tutukluluğun sürdürülmesine ilişkin değerlendirmesinde farklı bir sonuca ulaştı.
Kararda, OHAL’in sona ermesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden yapılan derogasyonun geri çekilmesinden sonra mahkemelerin her başvurucunun durumunu ayrı ayrı değerlendirmesi gerektiği belirtildi.
MAHKEMELER AYNI GEREKÇELERİ TEKRARLADI
AİHM, ulusal mahkemelerin ilk tutuklama kararlarında kullandıkları gerekçeleri sonraki süreçte de değiştirmeden tekrar ettiğini tespit etti.
Kararda, başvurucuların kişisel koşullarının bağımsız şekilde ele alınmadığı ve daha hafif koruma tedbirlerinin uygulanıp uygulanamayacağının yeterince tartışılmadığı vurgulandı.
UZUN TUTUKLULUK İHLAL SAYILDI
Mahkeme, OHAL’in sona ermesinden sonra devam eden ve iki yılı aşan tutukluluk süreçlerinde gerekçelerin giderek zayıfladığını değerlendirdi.
AİHM, bu nedenle özgürlük ve güvenlik hakkı kapsamında ihlal kararı verdi.
Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası kapsamındaki şikayetleri ayrıca incelemeye gerek görmedi. Bu konuda verilen kararın, 3. fıkraya ilişkin tespitlerle bağlantılı olduğu ifade edildi.
HER BAŞVURUCUYA 2 BİN EURO
AİHM, maddi tazminat taleplerini reddetti. Buna karşılık manevi zarar ve yargılama giderleri kapsamında her başvurucu için 2 bin euro ödenmesine hükmetti.
Karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Komitesi tarafından verildi. Komite kararları kesin nitelik taşıdığı için dosya açısından yeni bir temyiz süreci bulunmuyor.