ABD Başkanı Trump’ın ardından rotasını Pekin’e çeviren Putin, Çin ile stratejik ortaklığı zirveye taşıdı. İki lider Batı’nın “tek taraflı zorbalığını” sert bir dille eleştiren ortak bildiri yayımlarken, Rusya enerji vanasını Çin’e tam açtı
ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu’daki savaşın gölgesinde yaklaşık 9 yıl aradan sonra stratejik rakip Çin’e tarihi bir devlet ziyareti gerçekleştirdi. 13-15 Mayıs tarihleri arasında Pekin’de olağanüstü bir protokolle karşılandı.
Trump’ın hemen ardından Rusya lideri Putin’in durağı da Pekin oldu. İki günlük ziyaret için dün gece Pekin’e ulaşan Devlet Başkanı Putin’i ülkeye varışında havalimanında Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi karşıladı. Bu ziyaret Putin’in, Çin’e yaptığı 25. ziyaret olarak kayıtlara geçti.
Reuters’ın haberine göre Rusya ve Çin liderlerinin baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından, küresel sisteme yönelik çok sert ifadeler barındıran ortak bir deklarasyon yayımlandı.
Ortak deklarasyonda, dünya siyasetinin girdiği tehlikeli dönemeç şu sözlerle özetlendi:
“Küresel durum giderek daha karmaşık bir hal alıyor. Dünya barışı ve kalkınma ajandası yepyeni riskler ve zorluklarla karşı karşıya. Uluslararası toplumun parçalanması ve ‘orman kanunlarına’ geri dönülmesi tehlikesi ciddi şekilde mevcuttur.”
Metnin en dikkat çekici kısmı ise geçmişteki sömürgeci politikalara atıfta bulunulan bölüm oldu. İsim vermeden doğrudan ABD ve Batılı müttefiklerini hedef alan liderler, ortak bildiride şu sert ifadelere yer verdi:
- Bir dizi devletin küresel meseleleri tek taraflı olarak yönetme, kendi çıkarlarını tüm dünyaya dayatma çabaları çökmüştür.
- Diğer ülkelerin egemen gelişimini sömürgecilik dönemi ruhuyla sınırlama girişimleri başarısızlığa uğramıştır.
Toplantıda neler yaşandı?
BBC’nin haberinde ise toplantıda ilk sözü alan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğine dikkat çekerek, Rusya ve Çin bağlarının “kapsamlı stratejik ortaklığın en yüksek seviyesine” ulaştığını belirtti. İki ülkenin birbirine eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde yaklaştığını ifade eden Şi, ikili ilişkilerde artık “yeni bir başlangıç noktasına” varıldığını ilan etti.
Şi Cinping, konuşmasında isim vermeden Batı bloğuna ve ABD’ye yüklenerek şu ifadeleri kullandı:
- Rusya ve Çin, birbirleri için stratejik birer kale ve dayanak noktası olmaya devam etmelidir.
- Her düzeyde stratejik iletişimi ve fikir alışverişini kesintisiz sürdüreceğiz.
- Uluslararası adaleti korumak, tüm tek taraflı zorbalıklara ve tarihin akışını tersine çevirmeye çalışan eylemlere karşı koymak için ‘sorumlu büyük güçler’ olarak rolümüzü kararlılıkla oynayacağız.
Putin’den Şi’ye enerji sözü
Şi Cinping’in ardından söz alan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Pekin-Moskova hattındaki ekonomik ve ticari bağların dış baskılara karşı tamamen bağışıklık kazandığını vurguladı. Rusya’nın Çin’e yönelik enerji tedarikini artırarak sürdüreceğini taahhüt eden Putin, enerji güvenliği konusunda Pekin’e tam güvence verdi.
Rusya devlet haber ajansı RIA Novosti’nin aktardığı bilgilere göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Basın Sözcüsü Dmitri Peskov, iki ülkenin “Sibirya’nın Gücü 2” boru hattı projesinde genel hatlarında anlaşma sağlandığını bildirdi.
Proje hayata geçirildiğinde, doğalgaz Rusya’nın Yamal bölgesindeki dev sahalardan çıkarılacak ve Moğolistan toprakları üzerinden Çin’e ulaştırılacak.

Boru hattı, yılda 50 milyar metreküpe kadar doğalgaz taşıma kapasitesine sahip olacak.
Bu devasa miktar, 2025 yılı tahminleri baz alındığında, Çin’in toplam yıllık doğalgaz tüketiminin yaklaşık yüzde 12’sine tekabül ediyor.
Uluslararası raporlara göre, söz konusu proje iki ülke arasında yıllardır masadaydı ancak Pekin ve Moskova hatları arasında “fiyatlandırma” konusunda yaşanan ciddi anlaşmazlıklar nedeniyle süreç bir türlü ilerlemiyordu.
BBC: Rusya bal ve karides sunarken Çin yapay zeka ve dronları gösterdi
İki ülkenin masaya getirdiği güç dengeleri incelendiğinde, “eşit ortaklık” söyleminin sahadaki gerçeklikle uyuşmadığı net bir şekilde görülüyor. Bu dengesizliğin arkasında iki temel neden yatıyor:
Ekonomik büyüklük: Çin ekonomisi, şu anki hacmiyle Rusya ekonomisinden yaklaşık sekiz kat daha büyük bir seviyede bulunuyor.
Teknolojik üstünlük: İki ekonominin dünyaya sunduğu ürünler arasında uçurum var. Rusya temel olarak ham madde ve enerji ihraç edebilirken, Çin yüksek teknoloji ve inovasyonda dünyaya yön veren bir güç konumunda.
Bu tablo nedeniyle, birçok Rus vatandaşı ve bürokratı bile artık Pekin’in kendileri için Moskova’daki kendi hükümetlerinden çok daha fazla şey yapabileceğine inanıyor.
Sibirya’dan Çin’e okul çağrısı
Bu asimetrik bağımlılığın en çarpıcı ve sarsıcı örneği, Putin’in Çin’e uçmasından sadece birkaç gün önce yaşandı. Rusya’nın Sibirya bölgesindeki İrkutsk şehrinde yaşayan yerel halk, sosyal medyada ses getiren bir video yayınladı.
Görüntülerde Rus vatandaşları doğrudan Çin’e çağrıda bulundu. Bölge sakinleri, çocukları için yeni bir okul binası yapılmasını tam 5 yıldır Moskova’dan talep ettiklerini ancak hiçbir sonuç alamadıklarını vurgulayarak, okulu kendilerine Çin’in inşa etmesini istedi.
Uzmanlar, Rusya’nın göbeğindeki bu çaresizlik çığlığının, Moskova’nın kaynaklarının Batı yaptırımları ve savaş nedeniyle ne kadar zorlandığının en somut kanıtı olduğunu belirtiyor.