Prof. Dr. İzzet Özgenç, şirketlere kayyım atanmasını eleştirerek, suçla bağlantı kurulmadan firmaların el değiştirmesine yol açan süreci “şeytani bir uygulama” olarak nitelendirdi.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi ve mevcut ceza yasasının mimarlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç, iktidarın şirketlere yönelik kayyım atamasını “şeytani bir uygulama” olarak nitelendirdi. Özgenç, “Şeytani bu uygulama, sermaye kaynağının suçla ilgisi kurulmadan şirketlerin el değiştirmesi yöntemi olarak geliştirilmiş bulunmaktadır!” dedi.
İktidarın uygulamalarına yönelik eleştirilerini artıran Prof. Dr. İzzet Özgenç, dini grupların şirketlerine kayyım atanması sürecinde yaşananları tek tek sıraladı. Gülen cemaatine mensup olduğu iddiasıyla binlerce şirkete ve eğitim kurumuna kayyım atandı ve sonrasında bu kurumlar yok pahasına iktidar destekçilerine satıldı.
Özgenç’in paylaşımı şöyle:
“Dini inanış ve yaşayışı itibarıyla kendilerini diğerlerinden ayrık tutan veya bu sebeple farklı bir isimle isimlendirilen, zamanla örgütsel yapı mahiyeti kazanan sosyal yapılanmalar, bazı dönemlerde devlet desteğinden yararlansalar bile, bir süre sonra şeytanlaştırılabilmektedir.
Bu şeytanlaştırmaya bağlı olarak, ilgili örgütsel yapılanma mensupları da, somut bir suç işleyip işlemediğine bakılmaksızın düşmanlaştırılmaktadır.
Şeytanlaştırılan örgütsel yapı mensuplarını –usulüne uygun olarak da olsa– istihdam eden bir şirketin yöneticileri bu sebeple terör örgütüne yardım ve üyelik suçlamasıyla soruşturmaya tabi tutulabilmektedir. Bu sebeple, ilgili şirkete –arpalık kabilinden– kayyım tayin edilebilmekte ve henüz soruşturma ve kovuşturma tamamlanmadan bu şirket TMSF tarafından haraç mezat satılabilmektedir. Bu uygulamada, ilgili şirketin sahip ve yöneticilerinin bilahare beraat edebilecekleri ihtimali dikkate alınmamaktadır.
Şeytani bu uygulama, sermaye kaynağının suçla ilgisi kurulmadan şirketlerin el değiştirmesi yöntemi olarak geliştirilmiş bulunmaktadır!”