Özgür Özel, Halk TV’de yayınlanan Özel Röportaj programına katıldı. Gazeteciler Seda Selek, Fikret Bila ve Kürşad Oğuz’un sorularını yanıtladı. Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
İDDİALARIM DUYUM DEĞİL YALANLAYAMAZ
“Bir iddiayı yalanlamanın basit bir yolu var. Hatta ben o kadar iddialıyım ki bu konuda basın toplantısının sonunda da arkadaşlara dedim. Türkiye’deki tapu sorgusu yapmaya yetkili herhangi bir yerden, bütün tapu daireleri, belediye başkanlıkları, ilgili ilçe belediye başkanlığı, büyükşehir belediye başkanlıklarından ve hatta en basiti Çevre, Şehircilik Bakanlığı’ndan bunlara bakılır.
Ben ‘Duydum, böyle bir tapu var’ demiyorum. ‘Bu işlemin ID numarası’ diyorum. Bu şu demek; ben mesela şimdi tutup da ‘Sayın Selek’in TC numarası budur’ diyorsam, değilse ‘Bunlar hayal mahsulü, yalan’ demeyecek. ‘Benim TC bu’ diyecek veya ‘O TC başkasına ait’ diyecek. ‘O TC’yi girdik, bakın hiçbir şey çıkmıyor’ diyecek.
AK Parti’deki temel duygu ‘Biz bu yükü taşıyamayız’ şeklinde. Yargı çevrelerindeki temel söylem; ‘Söyleniyordu, ispatlandı.’
6 tane tapu biriktirmiş adam. Ömrü boyunca aldığı bütün maaşların 10 katına kadar daire ya da satılmış daire bulunan. Ben de veriyorum mal beyanı olarak kendimin, eşimin, kızımın. Varsa tapular, varsa arabalar, TL ve döviz bazındaki bütün mevduat hesapları, takı varsa takı, pırlanta varsa pırlanta, altın varsa altın gramı gramına. Hepsini sorar devlet. İşte kendisi açıklasın mal varlığını.
Bakın benim mal varlığım Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde. Meclis’in elinde, devletin elinde. Şimdi Akın Bey’in mal varlığını görelim. Mal varlığı derken, benim mal varlığımdaki gibi devletin sorduğu gibi. TL cinsinden mevduat, döviz cinsinden mevduat, bütün aileye ait olan bütün gayrimenkuller, varsa takı makı, altın maltın, hatta pahalı saat varsa. Onu da bildireceksin. Devlet bunları istiyor. Verdiği mal varlığını bir açıklasın görelim.
AK PARTİLİLER DE GÜRLEK’TEN RAHATSIZ
‘Elinde bu belgeler varsa yargıya gitseydi’ diyor. Ben gittim yargıya. İstanbul Başsavcısı’na karşı yargıya gitmenin yolu HSK’ya gitmektir. Hakimler ve Savcılar Kurulu’na gittim. Ben beş dedim, yedi başvurum varmış bekleyen, işlem yapmadıkları. Akın Gürlek hakkında şikayette bulunuyorum. ‘HSK, Akın Gürlek’in elinde. Bakan bir şey yapamıyor. O oluyor, bu oluyor’ diyorlardı.
Ben bir açıklama yapınca koşuyor, Erdoğan ile görüşüyor AK Parti camiası ne diyor? ‘Direkt Erdoğan ile görüşüyor’ diyor. Herkesin rahatsız olduğu bir yapısı vardı. ‘Erdoğan’a zarar veriyor, şimdi bu yükü nasıl taşıyacağız?’ diyorlar. Net bir şey var. AK Partililer öyle söylüyor. Ben ne verdiğini bilmiyorum. Ama zarar verdiğini AK Partililer söylüyor. Benim gördüğüm birşey var.
Bu kişi hakkında yaptığımız bütün iddialar, HSK’da bekliyordu. Bu kişiyi HSK’nın başına getirdiler şimdi Adalet Bakanı yaparak. ‘Davacı kadı olursa Allah yardımcın olsun’ demişler. Düşünebiliyor musunuz. Şimdi kadı davacı olmuş bizden. Birinci yaklaşım bu. İkincisi, bana diyor ki ‘Haydi git mahkemeye.’ O zaman ‘hodri meydan’ diyorum. Halk TV ekranlarından ‘hodri meydan’ diyorum.
Eğer bu işten çekinmiyorsan… ‘Mahkemeye ver’ diyor ya, mahkemeye vereceğim kendisini. Dokunulmazlığa kaçtı ya. İki tane yol var bu dokunulmazlıktan kurtulması için. Birincisi, yargılanması için istifa etmesi, yargılanması ve göreve dönmesi lazım. İkincisi daha basit, görevinde kalabilir; 400 imza lazım. 138 tanesi bizde var. Geri kalanı da AK Parti’de var.
Akın Gürlek hakkında bir soruşturma komisyonu kurulması için hatta 300 imza önce yetiyor, 400 imzayla da Yüce Divan açılıyor. Madem yargıdan kaçmıyor, madem alnı açık… Değil de haydi Anayasa Mahkemesi yargılasın onu Yüce Divan sıfatıyla. Yapacağı şu; Erdoğan’a diyecek ki ‘Ben bu yükün altında ezilemem. Özgür Özel’in iddiaları yönünden ben yargılanmak istiyorum.’
Bugün için bir bakanın yargılanabileceği yer Anayasa Mahkemesi’dir. Hodri meydan. Benim mal beyanım ellerinde. Açsınlar, döksünler. Onun mal beyanını bir görelim; açılsın, dökülsün.
ERDOĞAN VE AKIN GÜRLEK’İN SUÇ BAĞLARI VAR
(Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Akın Gürlek’ten vazgeçip geçmeyeceğinin sorulması üzerine) “Akın Gürlek özel bir durum. En kuvvetli bağ, insanların birbiriyle suçları üzerinden bağlandığı bağdır. Anneyle bebeğin göbek bağından daha kuvvetli olduğu durumlar vardır. Birbirlerinden besleniyorlar, birbirlerini var ediyorlar, birbirlerine vaat ediyorlar.
O, Erdoğan’a yeniden Cumhurbaşkanlığı için rakibini ve rakip partisini yok etmeyi vaat ediyor. Erdoğan da ona her türlü hukuksuzluğa rağmen korunmayı vaat ediyor. O birinci vaadin işte Ekrem İmamoğlu’na iddianameyi düzenledi bilmem ne yaptı. O da gitti onu Bakan yaptı, korumaya aldı. Onun dediği herkesi Bakan Yardımcısı yaptı, boşalan yerlere aşağıdan istediklerini yaptı.
İSTENEN KARARI VERMEYEN HAKİM SAVCILAR SÜRÜLÜYOR
Bakın memlekette iki tür adam var. Bir tanesi sizin – bizim okuduğumuz meselelere ‘Ya kardeşim böyle olur mu?’ diyen. Mesela diploma davasında şerh koyan hakimi Kahramanmaraş’a sürmeleri, ihaleye fesat karıştırma davasındaki hakimi Kahramanmaraş’a sürmeleri, Beylikdüzü davasında beştir oyalayan savcıya ‘Hadi mütaalanı ver’ deyip vermeyince karar açıklayan hakemi Diyarbakır’a sürmeleri, ahmak davasının hakimini, Ekrem Bey’i haklı gören, tak Samsun’a sürmeleri.
Efendim Akın Gürlek’e hakaret davasında muhalefet şerhi yazan hakimi iş mahkemesine, ağır cezadan ya da asliye hukuktan buraya sürmeleri, asliye cezadan sürmeleri. İBB soruşturmalarına bakan mali şube müdürünü gidip de Başakşehir’e ilçe emniyet müdürü yapmaları. Ahmak davasında istinaf heyetini başka dairelere göndermeleri.
Bilirkişi davasında hakimi başka mahkemeye sürmeleri. Şimdi burada sekiz tane ‘Ben talimatla iş yapmam, doğrusunu yaparım, alınan karara şerh koyarım’ diyeni darmadağın ediyor. Sonra bir mahkeme daha görülüyor dokuzuncusu. ‘Hadi bakalım muhalefet şerhi yaz.’ Böyle bir hukuk düzeni kurulmuş durumda memlekette.
Bunların her birini buralara dağıtan Akın Gürlek‘in, ‘Bu istediğimiz gibi karar vermiyor dediğimizi yapmıyor, bu şerh yazdı.’ Bu ülkede bir yaz bir kış kararnamesi ile hakimlerin, savcıların yeri değişir, coğrafi güvence vardır ve çok büyük bir ahlaki sorunları, hırsızlıkları, kişisel ahlaksızlıkları gibi bir şey yoksa yerlerinin değiştirilmeyeceği garantisi vardır. Bırakın yaz ve kış kararnamesini, bu arkadaşlar sadece mahkemede bir karara şerh düşmüş diye, ‘Ya bu doğru değil ben aksi düşünüyorum’ demiş diye sürülüyor bu arkadaşlar. Üç gün sonra, beş gün sonra, yedi gün sonra.”
Özel’in açıklamasını göre Gürlek’in malvarlığı şöyle:
SAHİBİ OLDUĞU TAŞINMAZLAR
- İstanbul Kartal Esentepe, Avrupa Konutları (1661 ada 551 parsel) 1 daire — yaklaşık 26 milyon 250 bin lira
- İstanbul Kartal Esentepe, aynı ada/parselde 1 daire daha — yaklaşık 26 milyon 250 bin lira
- İstanbul Beykoz Çavuşpaşa, Mesa Ormanı’nda havuzlu villa — yaklaşık 85 milyon lira
- Avcılar Firuzköy, 648 ada 5 parsel, Isparta Kule Bizim Evler projesi — yaklaşık 15 milyon 500 bin lira
- Tuzla Merkez, 7579 ada 1 parsel, Tuzla Marine City 2. etap — yaklaşık 10 milyon lira
- Ankara Çankaya, 26054 ada 42 parsel, Park Joven sitesi — yaklaşık 35 milyon 500 bin lira
- Ankara Lodumlu Beytepe, VIP Tower Beytepe — yaklaşık 25 milyon lira
- Ankara Çankaya Lodumlu Beytepe, Mahal Ankara — yaklaşık 17 milyon 500 bin lira
- Ankara Çankaya Lodumlu Beytepe, Mira Residence — yaklaşık 23 milyon lira
- İzmir Konak Halkapınar, Mahal Bomonti 1. daire — yaklaşık 27 milyon lira
- İzmir Konak Halkapınar, Mahal Bomonti 2. daire — yaklaşık 27 milyon lira
- Çanakkale Gelibolu Bayır Mahallesi, 500 metrekare arsa — yaklaşık 7 milyon 500 bin lira
GÜRLEK’İN SATTIĞI TAŞINMAZLAR
- İstanbul Esenyurt Çınar Mahallesi, Liv Rezidans — 7 milyon 750 bin lira
- Halkalı Tema İstanbul Konutları — 43 milyon 500 bin lira
- Üsküdar Altunizade, Acıbadem Konutları — 47 milyon 500 bin lira
- Ankara Çankaya Beytepe — 27 milyon 750 bin lira