Ahmet Altan: Korktuğun için konuşmuyorsan kendine bir hapishane yapmışsın demektir, oradan seni kimse kurtaramaz!

12 Nisan 2025

“Hukuksuzluk rutubet gibidir; odanın bir köşesinde başlıyorsa, sen ona ‘ben uzağım’ diyerek aldırmıyorsan, o her tarafı sarar” 

Gazeteci, yazar Ahmet Altan, konuk olduğu Fransız kanalında, “Türkiye risklerle dolu bir yer. Burası bir mayın tarlası gibi, yürürken nereye bastığını tam bilemezsin. Ben hayatımı risklerle, korkularla dolu olarak geçiremem ama korktuğun için konuşmuyorsan o zaman kendine bir hapishane yapmışsın demektir ve seni oradan kimse kurtaramaz” dedi.

4 yıl 7 ay Silivri Cezaevi’nde tutuklu kaldıktan sonra 2021 yılında tahliye edilen Ahmet Altan, France TV’ye konuk oldu. Ünlü sunucu Augustin Trapenard, hakkında yurt dışı yasağı bulunan Altan ile söyleşi yapmak için 8 kişilik bir reji ekibiyle Türkiye’ye geldi. Altan’la yapılan söyleşide; Altan’ın edebiyata dair yaklaşımına, hapishane günlerine ve Türkiye’deki konjonktüre de değinildi. 

Hukuksuzluk için “rutubet” metaforunu kullanan Altan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı yapılan protestolara atıfta bulunarak, “İlk kez çok büyük bir kitle direkt hukuksuzlukla karşılaştı, şimdi buna tepki gösteriyorlar. Türkiye’nin nereye gideceğini tam bilmiyoruz ama birilerinin, özellikle gençlerin milyonlar halinde sokaklara çıkıp hukuk istemesi Türkiye için önemli bir gelişme” dedi. 

“Türkiye’deki yazarlar tehlikededir” 

Altan’ın sözlerinden öne çıkanlar şöyle:

“Türkiye hiçbir zaman hukuk ve demokrasi yaşamadı. 50 yıl önce babamın, daha sonra benim ve kardeşimin hapse girmesi bunu gösteriyor. Türkiye’deki yazarlar tehlikededir. Ben yazarlığa başladığımda bunun tehlikeli olduğunu babamdan biliyordum. Ben küçük bir çocukken babam her sabah giyinip gider mahkemeye giderdi, herkesin babası mahkemeye gider sanırdım… 

“Hukuksuzluğa ‘uzağım’ diye aldırmıyorsan, her yeri sarar” 

Burada hukuksuzluğun hedefi Kürtlerdi, solculardı, azınlıkta olanlardı. Hukuksuzluk rutubet gibidir, odanın bir köşesinde başlıyorsa, sen ona aldırmıyorsan ben uzağım diye, o her tarafı sarar. Şimdi ilk kez çok büyük bir kitle direkt hukuksuzlukla karşılaştı, buna çok şaşırdı, ilk defa hukuksuzluğu böyle fark ettiler şimdi buna tepki gösteriyorlar. Türkiye’nin nereye gideceğini tam bilmiyoruz ama birilerinin, özellikle gençlerin milyonlar halinde sokaklara çıkıp hukuk istemesi Türkiye için önemli bir gelişme. 

“Türkiye, mayın tarlası gibi” 

Türkiye risklerle dolu bir yer. Burası bir mayın tarlası gibi, yürürken nereye bastığını tam bilemezsin. Ben hayatımı risklerle, korkularla dolu olarak geçiremem ama korktuğun için konuşmuyorsan o zaman kendine bir hapishane yapmışsın demektir ve seni oradan kimse kurtaramaz. 

Yazı, beni hapishaneden kurtardı. Çünkü hapishanede küçük bir hücrenin içindesin, senin nerede duracağına karar verebiliyorlar ama senin nasıl duracağına sen karar veriyorsun. O dört duvarın arasında yazı yazmak beni hapishaneden kurtardı; ben başka ülkelere gittim o yazılarla, insanlar o yazıları okudular… Hapishanenin duvarları yazının karşısında direnemedi. 

“Ana dilinde basılmak istersin ama edebiyatta sınırlara inanmam” 

Edebiyatı “mucize” olarak tanımlayan Altan, yazmanın kendisine verilen bir hediye olduğunu söylerken, şöyle özetle şunları söyledi: 

“Her şey geçiyor ama edebiyat kalır. Homeros’tan buraya neler değişti ama Homeros değişmedi. 

Tabii ki ana dilinde basılmak, okunmak istersin ama ben edebiyatta sınırlara inanmam. Fransa benim için yabancı bir ülke değil. Tolstoy benim için bir Rus yazarı değil, bir yazar… Hepimiz de okuyucuyuz. 

İyi insanların yapacağı bir iş değildir bu… Çok iyi insanlar değillerdir yazarlar, birbirimize yardım edelim, gülelim eğlenelim… Öyle değildir. Yazarlık tek başına bir iştir. Bir odada aylarca, senelerce oturabilmelisin. Yazarlığın birinci şartı bu… Yazarlık içinde biraz delilik, kötülük, iyilik ama büyük bir yalnızlık barındırır… 

Yazarlar için böyle bir grup yok ama bütün entelektüeller için bir birleşme zamanı olduğunu düşünüyorum. 

Bu felaketlerin içinde yazabilmek bana verilen bir hediye; beni her şeyden koruyor, hapishaneden, hayattan, ölümden… Beni mutlu eden şey yazmak…” 

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Sonraki

Pervin Buldan: Sürecin Haziran sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor

Önceki

Gazeteciliğe yeni kıskaç: Siber güvenlik bahane, gözetim devleti şahane

Latest from Blog

ABD devasa yığınak yaparken, İran’da eller tetikte

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yeni bir tehditte bulundu. Sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Açıklamasında Venezuela’daki uçak gemisinin İran’a gitmek üzere yola çıktığını vurguladı. İran’ın yanıtı gecikmedi. İran Deniz Kuvvetleri yeni NAVTEX

ABD’yi NATO’dan ayırma planı belli oldu

Mark Rutte Avrupa’nın ABD desteği olmadan kendisini savunamayacağını belirtti. Rutte bağımsızlık isteyenleri hayal görmekle suçladı. Transatlantik ilişkilerde yükselen tansiyon Avrupa Birliği’nin savunma alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltma çabalarını hızlandırdı. Brüksel koridorlarında “Avrupai NATO” gibi
GitYukarı

Don't Miss

Ahmet Altan son romanı ‘Zarlar’da, Mahmud Şevket Paşa Suikastı’nı anlatıyor

Ahmet Altan’ın 5 yıl boyunca tutulduğu Silivri Cezaevi’nde yazdığı üçüncü

Ahmet Altan’ın eşi Gülnur Altan hayatını kaybetti

Yazar Ahmet Altan’ın bir süredir sağlık sorunları yaşayan eşi Gülnur