Trump, İran’ı ‘yok etme’ tehdidinden ateşkesi kabul etmeye nasıl geldi?

8 Nisan 2026
"Türümüzün asla kurtulamayacağı bir felaketi önlemek için Başkan olarak görevden alınması gerekiyor"

İran ile çatışmaların tırmanması, ABD’yi zorlayan ve Trump’ın da ülkeyi uzak tutma sözü verdiği türden “sonsuz bir savaşın” içine çekme riski taşıyordu

ABD Başkanı Donald Trump, bir gün içinde İran’ı “yok etmekle” tehdit eden söylemden, ağır darbe almış İran yönetiminin sunduğu 10 maddelik “uygulanabilir” bir planı kabul ettiğini açıklamaya geçerek, yaklaşık altı haftadır süren savaşı sona erdirmesi beklenen 14 günlük bir ateşkesi kabul ettiğini açıkladı.

Bu dikkat çekici ton değişimi, Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açılması için tanıdığı sürenin dolmasına iki saat kala başta Pakistan olmak üzere arabulucuların çatışmanın daha fazla tırmanmasını önlemek için yoğun çaba yürüttüğü bir dönemde yaşandı.

Konuya ilişkin kamuoyuna açıklama yapma yetkisi bulunmayan ve isimlerinin açıklanmaması kaydıyla AP’ye konuşan iki yetkiliye göre, İran’ın en büyük ticaret ortağı ve ABD’nin en önemli ekonomik rakibi olan Çin de ateşkese giden yolu açmak için perde arkasında diplomatik girişimlerde bulundu.

Trump, geçici ateşkesi duyurduğu sosyal medya paylaşımında ateşkese dair “Bunu yapmamızın nedeni, tüm askeri hedeflerimize ulaşmış ve hatta bunları aşmış olmamız ve İran’la uzun vadeli barış ile Orta Doğu’da barışa yönelik kesin bir anlaşmaya oldukça yaklaşmış olmamızdır” açıklamasında bulundu.

Trump’ın çarşamba günü Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya gelmesi bekleniyor. Görüşmelerde, ortaya çıkan ateşkes ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik planın ana gündem maddeleri arasında yer alacağı belirtiliyor.

Ancak AP’nin analizine göre, Trump’ın geri adım atmasının ardında daha basit bir gerçek yatıyor olabilir:

Çatışmanın tırmanması, ABD’yi zorlayan ve Trump’ın da ülkeyi uzak tutma sözü verdiği türden “sonsuz bir savaşın” içine çekme riski taşıyordu.

Pakistan, ABD- İran savaşını nasıl durdurmayı başardı?

Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmek uzun ve maliyetli olabilirdi

Trump son altı haftadaki ABD ve İsrail askeri başarılarını överken, İran’ı bombardımanla teslim olmaya zorlayabileceği varsayımıyla hareket ediyor görünüyordu.

Savaşın ilk aşamalarında Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesiyle başlayan süreçte, İran liderliğinin uzun ve yıpratıcı bir savaşı tercih edebileceği ihtimalini büyük ölçüde göz ardı etti.

Oysa İran İslam Cumhuriyeti son 47 yılda, dışarıdan bakıldığında kendi çıkarlarına aykırı görünse bile, geri adım atmamakta ısrar edebileceğini defalarca gösterdi.

Tahran yönetimi, 1979 sonundan 1981 başına kadar 444 gün boyunca Amerikalıları rehin tutarak ülkenin uluslararası konumuna zarar vermeyi göze aldı. Yüz binlerce kişinin öldüğü İran-Irak Savaşı’nın yıllarca sürmesine izin verdi. 7 Ekim saldırılarının ardından İsrail ile savaşa giren Hamas’a destek verdi; bu süreçte Gazze’de Hamas’ın ve Lübnan’da Hizbullah’ın zayıflamasına, ayrıca Suriye’de İran destekli Beşar Esad yönetiminin çöküşüne giden yolu açan koşullar oluştu.

Ağır kayıplar vermiş ve askeri açıdan dezavantajlı durumda olmasına rağmen İran yönetimi, dünyanın en güçlü askeri gücünü uzun ve maliyetli bir çatışmaya sürükleyebileceği konusunda özgüven sergiledi.

Savunma analistleri de büyük ölçüde ABD ordusunun, İran ile Umman arasında yer alan ve küresel petrolün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği dar su yolu olan Hürmüz Boğazı’nı hızla kontrol altına alabileceği görüşünde birleşti. Ancak bu kontrolün sürdürülmesi, yüksek riskli ve yoğun kaynak gerektiren, yıllar sürebilecek bir askeri angajmanı beraberinde getirebilir.

Kâr amacı gütmeyen Battle Research Group’un icra direktörü Ben Connable’a göre, İran’ın boğazdan geçen gemilere füze saldırısı düzenlemesini engellemek için ABD’nin batıda Kiş Adası’ndan doğuda Bender Abbas’a kadar yaklaşık 600 kilometrelik bir hattı kontrol etmesi gerekir. Connable, bunun yaklaşık 30 bin ila 45 bin askerden oluşan üç ABD piyade tümeni gerektirebileceğini söyledi.

Emekli bir Deniz Piyadeleri istihbarat subayı olan Connable, “Bu süresiz bir operasyon olur. Buna 20 yıl boyunca hazır olmanız gerekir. Afganistan’da 20 yıl kalacağımızı düşünmemiştik. Vietnam’da ya da Irak’ta bu kadar uzun süre bulunacağımızı da öngörmemiştik” dedi.

İran’ın 10 maddelik ateşkes teklifinde neler var?

“Bu düzeyde bir beceriksizlik şaşırtıcı”

İki haftalık ateşkes planının, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden hem İran’ın hem de Umman’ın ücret almasına izin verilmesini de içerdiği belirtildi. Bölgesel bir yetkiliye göre İran, bu gelirleri yeniden inşa sürecinde kullanacak. Umman’ın bu gelirleri nasıl değerlendireceği ise henüz net değil.

Hem İran hem de Umman’ın karasularında yer alan boğaz, bugüne kadar uluslararası bir su yolu olarak kabul ediliyor ve geçişler için ücret alınmıyordu.

Connecticut Senatörü Chris Murphy ise ateşkesin ardından yaptığı açıklamada, Trump’ın fiilen Tahran’a boğaz üzerinde “kontrol” verdiğini ve bunun “İran için tarihsel bir kazanım” anlamına geldiğini savundu. Murphy, “Bu düzeyde bir beceriksizlik hem şaşırtıcı hem de yürek parçalayıcı” dedi.

Trump’ın azami taleplerden geri adım atma eğilimi sürüyor

Ateşkes kararı, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in Trump’tan diplomasiye alan açılması için verdiği süreyi iki hafta uzatmasını istemesi ve aynı zamanda İran’a da Hürmüz Boğazı’nı iki haftalığına açma çağrısı yapmasının ardından geldi.

İki hafta, Trump’ın kritik kararlar öncesinde zaman kazanmak için sıkça başvurduğu bir süre haline gelmiş durumda. Geçen yaz Beyaz Saray, İran’a yönelik ilk bombardıman kararının iki hafta içinde verileceğini açıklamış; ancak Trump bu süre dolmadan İran’ın nükleer programını “yok ettiğini” söylediği hava saldırıları talimatını vermişti.

Trump ayrıca Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerde ve hatta ilk başkanlık döneminde sağlık reformu gibi büyük politika başlıklarında da sık sık iki haftalık süreler telaffuz etmiş, ancak bu takvimler çoğu zaman somut sonuç doğurmamıştı.

İkinci başkanlık döneminin ilk 15 ayında Trump, defalarca maksimalist talepler ortaya koyup ardından bunları geri çekti.

Nisan 2025’te açıkladığı kapsamlı “Kurtuluş Günü” gümrük vergileri finansal piyasalarda dalgalanmaya yol açınca bu adımların büyük bölümünden geri adım attı. En dikkat çekici örneklerden biri ise Ocak ayında Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu sırasında yaşandı. Trump, ABD’nin Grönland’ı “tüm hak ve mülkiyetiyle” kontrol altına almak istediğini söylemiş, ancak daha sonra Avrupa’ya geniş kapsamlı gümrük vergilerini uygulama tehdidinden vazgeçerek geri adım atmıştı.

O dönemde geri adımın gerekçesi olarak, NATO ile Arktik güvenliği konusunda “gelecekteki bir anlaşmanın çerçevesi” üzerinde uzlaşıldığını belirtmişti. Oysa ABD, Danimarka Krallığı’na bağlı olan Grönland’da zaten geniş askeri hareket alanına sahipti.

Beyaz Saray ise salı akşamı yaptığı açıklamalarda ateşkesin sağlanmasında ABD ordusunun askeri kapasitesi ve Trump’ın manevralarının belirleyici olduğunu savundu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Ordumuzun başarısı azami baskı yaratarak Başkan Trump ve ekibine zorlu müzakereler yürütme imkânı sağladı. Bu da diplomatik bir çözüm ve uzun vadeli barış için bir kapı araladı” dedi. Leavitt ayrıca, “Başkan Trump’ın ABD’nin çıkarlarını ilerletme ve barışı sağlama konusundaki yeteneğini asla küçümsemeyin” ifadelerini kullandı.

Son Gelişmeler

Previous Story

Netanyahu hızlı zafer vaat etti, istihbarat “saçmalık” dedi ama Trump onay verdi

Next Story

İspanya: ‘Dünyayı Ateşe Verenleri Alkışlamayacağız’

Latest from Blog

İspanya: ‘Dünyayı Ateşe Verenleri Alkışlamayacağız’

İspanya, ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesin ardından diplomasi ve barış çağrısı yaptı. İspanyol lider Sanchez, “İspanyol hükümeti, sadece bir kova ile ortaya çıktıkları için dünyayı ateşe verenleri alkışlamayacaktır” dedi. İspanya Başbakanı Pedro
GitTop

Don't Miss

İspanya: ‘Dünyayı Ateşe Verenleri Alkışlamayacağız’

İspanya, ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesin ardından diplomasi ve

Netanyahu hızlı zafer vaat etti, istihbarat “saçmalık” dedi ama Trump onay verdi

New York Times, İran savaşı kararının çıktığı toplantıyı yazdı: Netanyahu