Bülent Arınç’ın KHK mağduriyetlerinin giderilmesi çağrısına sert çıkan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum, “KHK’lılara yönelik çözüm talepleri hoşgörü siyasetine dönüşemez” dedi. Uçum, Gülen cemaatine yönelik “özel ve rutin dışı mücadele yöntemlerinin” süreceğini savundu.
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın KHK’lılarla ilgili sorunların çözülmesi yönündeki çağrısını eleştirerek, “Bu hamlelere karşı sert tutum sergilenmelidir” dedi. Uçum, Gülen cemaatine karşı rutin dışı uygulamaların devam edeceğini söyledi.
Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan ve korkunç boyutlara ulaştığını söylediği KHK mağduriyetlerine değinerek, “Bugün Apo’ya statü peşinde koşanlar önce bunu halletsinler” dedi. Arınç şöyle devam etti:
“3 milyon kişi bir terör örgütü üyesi sayılabilir mi? Avrupa Parlamentosu’nda bir milletvekili çıkıyor: ‘Arkadaşlar, size çok enteresan bir şey söyleyeceğim. Türkiye’de 3 milyon terörist varmış.’ Aşağıdan da kahkahalar yükseliyor. 3 milyon terörist… Ya 3 bin dese anlarım da 3 milyon terörist varsa zaten Türkiye teröristlerin eline geçmiş demektir. Kim bunlar peki? Filan kitabı okuduğu için, falan okula çocuğu gittiği için, filan bankaya para yatırdığı için…”
‘HOŞGÖRÜ GÖSTERMEYİN’
Arınç’ın bu açıklamalarının ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, KHK’lılarla ilgili bir çözüme karşı çıktığı yazısını Anadolu Ajansı’nın (AA) sitesinde yayımladı.
Uçum’un, Arınç’ın önerisine yanıt verdiği yazısındaki ilgili bölüm şöyle:
“Tüm bunlar nedeniyle mağduriyet dili kurarak KHK’lılara yönelik çözüm bulma talepleri gibi ‘FETÖ’cüler için istenen her türlü hoşgörü siyaseti’, bu casusluk ve ihanete bilerek ya da bilmeden destek vermek anlamına gelir. Bu tuzağa asla düşülmemelidir. Bu hususta çeşitli siyasi aktörlerin yaptığı hamlelere karşı hukuku ve güvenliği korumak için net ve sert bir tutum alınması son derece önemlidir. Yine halkın FETÖ’cülerle birlikte hareket eden veya onları koruyan yahut onları koruduğu izlenimi veren siyasilere yönelik tepki geliştirmesi de bu konuda kesin karşı duruş ihtiyacının toplumsal gerekçesidir.”
“HUKUKSAL SÜREÇ YETERSİZ KALIYOR”
Gülen cemaatini her alanda etkisiz kılmak için çalıştıklarını ifade eden Uçum, şunları söyledi:
“Bu tehdit ve risk, Türkiye içinde ciddi seviyede azaltıldı ama bitmedi. Dışarıda önemli mesafeler katedildi. Bununla birlikte FETÖ çetesiyle mücadele, içeride ve dışarıda hiçbir zaman rutin bir güvenlik sorunu olarak ele alınamaz. Hukuk içinde olmak kaydıyla özel ve rutin dışı mücadele yöntemleri kesintisiz devam eder. Asla gevşekliğe düşülemez. Bu casusluk ve terör örgütü tamamen tasfiye edilinceye kadar mücadelenin yüksek kararlılıkla devam etmesi elzemdir. Bu kararlılığın yargı mercilerince de gösterilmesi ve yargı kararlarıyla desteklenmesi gerektiği izahtan varestedir. Milli yargımızın gereğini yapacağı da açıktır.”
DİĞER CEMAATLERİ DE HEDEF ALDI
Yazısında diğer dini cemaatlere ilişkin ifadeleri de dikkat çeken Uçum, şunları kaydetti:
“Aynı yaklaşım, FETÖ’cülüğe öykünen benzer örgütler için de geçerlidir. Çünkü bu tip örgütler hem kendileri açısından (şimdilik düşük seviyeli de olsa) risk ve tehdit unsurudur hem de FETÖ’cülerin içlerine girip barındıkları yapılar olarak tehlike oluşturur. Bunlarla mücadelenin de hukuk içinde özel ve rutin dışı yöntemlerle ve kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği ve sürdürüleceği açıktır.