Siyasal İslamcılar, “küfür” dedikleri devleti talan ettiler

Mümtaz’er Türköne’ye göre siyasal İslam, “küfür devleti” diyerek düşman oldukları devleti ele geçirip talan etmekten ibaret bir iktidar projesine dönüştü.

Mümtaz’er Türköne, The Turkish Post’ta yayımlanan yazısında, Türkiye siyasetinin dönüşümünü çarpıcı bir şekilde ele alıyor. Özellikle şu cümlesi dikkat çekiyor: “Meğer Siyasal İslâm, ‘küfür devleti’ diyerek düşman oldukları devleti sonuna kadar talan etmekten ibaretmiş.” Bu ifade, Türköne’nin siyasal İslâm’ın çöküşüne dair temel eleştirisini özetliyor ve Türkiye’deki siyasi çürümenin ana nedenlerinden birine işaret ediyor.

SİYASAL İSLÂM’IN ÇÖKÜŞÜ VE TALAN KÜLTÜRÜ

Türköne’nin bu cümlesi, siyasal İslâm’ın ideolojik bir hareket olmaktan çıkıp çıkar odaklı bir talan mekanizmasına dönüştüğünü vurguluyor. Ona göre, “küfür devleti” söylemiyle devleti eleştiren İslâmcılar, iktidar gücünü ele geçirdiklerinde devletin kaynaklarını sistematik bir şekilde sömürdü. Sahte diploma skandalları, Çevre Bakanlığı’ndaki rüşvet iddiaları ve Yunus Emre Vakfı gibi kurumların talan edilmesi, Türköne’nin “talan” tanımını destekleyen örnekler. Bu çürüme, siyasal İslâm’ın retorikten ibaret kaldığını ve dini söylemlerin yalnızca iktidar çıkarlarını meşrulaştırmak için kullanıldığını gösteriyor. Türköne, bu durumun, laiklik kavramının bile anlam kaymasına uğramasına yol açtığını, çünkü şeriatın devletin temeline yerleşecek bir ideoloji olmaktan uzak olduğunu savunuyor.

ERDOĞAN BİR DAVA ADAMI DEĞİL

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın artık bir İslamcı olmadığını vurgulayan Türköne, yazısında Erdoğan’ın kendisini devletle özdeşleştirdiğini ve “dava adamı” kimliğini çoktan geride bıraktığını ileri sürdü. Türköne’ye göre AK Parti’nin ideolojik pozisyonu da değişmiş durumda; siyasal İslamcı köklerden uzaklaşıp devletçi, milliyetçi reflekslerle bütünleşen bir yapıya evrilmiş bulunuyor.

AK Parti’nin 2023 seçimlerinde MHP ile kurduğu ittifakın, bu dönüşümün en belirgin işareti olduğunu belirten Türköne, bu ittifakın dini değil, devlet merkezli kaygılar üzerinden inşa edildiğini ifade etti. Siyasal İslam’ın bir inanç ve adalet mücadelesinden ziyade, devlet imkânlarını ele geçirme stratejisine dönüştüğünü söyleyen Türköne, “Devlete düşman olanlar, devleti ele geçirdiklerinde onu yağmalamakta tereddüt etmediler” dedi.

Yazıda muhalefete de eleştiriler yönelten Türköne, Erdoğan’ın hâlâ bir İslamcı gibi görülmesinin ciddi bir yanılgı olduğunu belirtti. Türköne’ye göre Erdoğan, artık İslamcı değil; devletin ta kendisi. Bu nedenle muhalefetin siyasal stratejilerini hâlâ eski kimlikler üzerinden kurması, iktidarın gerçek mahiyetini gözden kaçırmalarına yol açıyor.

Türköne ayrıca İslamcı camiada oluşan boşluğa dikkat çekti. Ona göre Erdoğan’ın dini talepleri geri plana iten güvenlikçi politikaları, İslamcı tabanı ideolojik olarak sahipsiz bıraktı. Ancak bu boşluğu dolduracak yeni bir siyasi hareketin henüz ortaya çıkmadığını da vurguladı.

Mümtaz’er Türköne’nin analizine göre Türkiye, artık İslamcılık sonrası bir döneme girmiş durumda. Ve bu dönemin karakteri, devleti “küfür düzeni” ilan edenlerin, iktidarı ele geçirdikten sonra o devleti kendi çıkarları için talan etmesiyle şekilleniyor.

KÜRT SİYASETİNİN YÜKSELİŞİ

Türköne, siyasal İslâm’ın çöküşünün siyasi yelpazeyi anlamsız bir “panayır yerine” çevirdiğini belirtiyor. Bu kaosta, Kürt siyaseti merkeze yerleşiyor. PKK lideri Öcalan’ın “siyasi gerçekçilik” ile Türk devletiyle aynı çizgide buluşması, “bin yıllık kardeşlik” söylemini somut bir gelecek vizyonuna dönüştürüyor. Türköne’ye göre, Kürtler, Türkiye’nin güvenlik ve refah çıkarlarıyla kendi çıkarlarının örtüştüğünü net bir şekilde görüyor. Bu, Orta Doğu’daki gelişmeleri doğru okuyan bir stratejik vizyonun sonucu.

ALIŞKANLIKLAR VE ÇIKAR OYUNLARI

Türköne, TKP ve İyi Parti gibi zıt kutuplardaki partilerin aynı safta buluşmasını, alışkanlıkların konforu ve dar çıkar hesaplarıyla açıklıyor. CHP içindeki komisyon karşıtlığını “oportünizm” olarak nitelendiriyor ve siyasi aktörlerin tartışmaları kendi pozisyonları için kullandığını belirtiyor. MHP ile DEM’in aynı çizgide buluşması gibi çelişkili ittifaklar, eski ideolojik kalıpların çöktüğünü kanıtlıyor.

Bir cevap yaz

Your email address will not be published.

Önceki Haber

Erdoğan, Ukrayna’ya Resmi Ziyarete Hazırlanıyor

Next Story

Akın Öztürk’ten Akar ve Güler’e: 9 yıldır gerçekleri açıklamanızı bekliyorum

Latest from Blog

Gazeteci Bilal Özcan tutuklandı

Sosyal medya fenomeni ve moda tasarımcısı Ayşegül Eraslan’ın ölümüyle ilgili “cinayet” iddiasını gündeme getiren gazeteci Bilal Özcan, ‘yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla tutuklandı. İşte Benim Stilim yarışmasıyla adını duyuran 27 yaşındaki sosyal
15 Mart 2026

Arda Güler’in 68 Metre’den attığı gol

LaLiga’nın 28. haftasında Real Madrid, Elche’yi 4-1 mağlup etti. Arda Güler’in 68 metre olarak ölçülen golü, 2004’te Antonio José’nin CD Numancia formasıyla Sevilla FC ağlarına gönderdiği 68 metrelik golle paylaşılan La Liga
15 Mart 2026
GİTYukarı

Bu haberleri de kaçırma!

The Economist: Erdoğan İçerideki baskıyı gizlemek İçin jeopolitik kozu kullanıyor

İngiltere merkezli The Economist dergisi, Erdoğan’ın Türkiye’nin jeopolitik konumunu kullanarak

Erdoğan’ın diplomasını İmzalayan kişi İmzalarken Prof. değilmiş

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasında imzası bulunan Prof. Dr. Ömer Faruk Batırel